Hep birini sevmeyi istiyordum.Kim olduğu ne olduğu önemli olmasın…
Yamaçlarımdan denize akıp gitsin sıkıntılarım,ben yaslarken göğsüne başımı.
Yüreğimin derinliklerine ektiğim yalnızlık fideleri bir bir yeşersin umuda dair,derya olan gözlerine dalınca.Ve kahrolası korku basınca geceleri,yollarımı aydınlatmalı deniz feneri gibi,hayallere dair ettiğimiz tüm sözcükler. Martıların kanadından hayallere uçuran, denizlerden aşıran.
Yolumuza zamansız çıkmışlardı fark bile edemeden yolun dışına ittik.Düşünemedik geriye dönme ihtimalimizi.Martıların kanadından uçurabileceklerini,denizin dalgasından aşırabileceklerini,güneş kokan adalara sürebileceklerini.
"Hayat her zaman aynı imkânı sunmayacak kadar zalimdir ki bunu fark edemeyecek kadar zavallıyız."
Umuttur sözleri, bilemeyiz uzatacağı elin bizlere neler getireceğini. Ama hoyratça harcadık.23 yaşın verdiği cesareti sergileyememenin acı gerçekliğiyle 24'dünde yüzleşmenin verdiği hüsranı yaşayacağını kestirememek… Hayat tam anlamıyla anı yaşamaktan ibarettir. Bu yetiyi kazanmak bu kadar pahalı olmaması gerekti.Hep eksikti bir yanım... Bütün yeni seni seneler sensiz geçmişti. Hiç kimse bu kadar içten karşısına alıp öylece bakmamıştı... Gözlerimin içine bakıp sevgiyle gülümsememişken...Eksik yanlarım tamamlanıyor gülüşlerinle.
Hep bir göç hali benimkisi...Uzaklardayım senden, seni göremeyecek kadar uzaklarda. Kurumuş dalların arasında, esen sert rüzgârın uğultusunda, gözlerimi kör eden çöl fırtınasında güneş gibi doğdun. Yağmur arkası açan gökkuşağı gibi. Hep şaşırtan olmuştun evvelden de. Değişmemişsin.
Yanı başımdayken gözlerinin içine bakmaya cesaret edemezdim, yitik zamanın bir evresinde karşılaşmışken, yaşadığım rahatlığa lanet mi yoksa uzanıp dokunacak kadar yakınken ki uzaklığa mı kahretsem.Peşimizden sürükleyeceğimiz hayatların sorumluluğu altında ezilecekken neden buluştuk ki? Ketumluğumu muska yapıp boynumda taşıyorken övünç madalyası gibi, yüreğimin dilini çözmekte neyin nesi? Neyin kefareti olsa bu kadar acı?Sürekli volta misali geçti ömrüm... Biriktirirken ömrümü, çocukluğumu ekmek kuyruklarında, ne açlığımı ne de derdimi paylaşmayı öğrenmemiştim... Yabaniydim biraz... Her bir sözünün kuytusunda yitiriyorken yabaniliğimi, ulaşılmazlık zırhıda tabum, yabanilikten korkaklığa da geçiş hayatın cilvesi olsa gerek. Kime kızmalı nasıl etmeli. Sana mı kendime mi?Şimdi titreyen ellerimi bastırıyorum..Yüreğimde bir ağrı var... Benden öyle uzaklaştın ki...
Ne yana baksam çıkmaz sokaklar, kör kuyular. Özlemlerimi içime akıtıyorum... Bütün sevgileri içimde biriktiriyorum.Vakit tamam simdi gitme zamanıdır... Bilinmezlikler beni beklemekte.Yazılarıma yine misafir ol bak bunu saymıyorum... Bir dahakine haberli gel ama ben bilmezlikten geleyim sürpriz olsun...
Hayatın süzgeci istenmeyenleri elemekten çok döner kıvrılır ve olman gereken hale sokar seni. Seni hak ettiğin şekle büründürür. Zamanında yapamadıklarının diyeti niyetine.
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
