Geçip Giden


Geçer” dedi.“Geçmeyen ne var ki zaten. Bir nefeste geçip gider hem de...Hayat gibi bulur bir yolunu. Tamamlar kendini bir şekilde. Ve devam edersin kaldığın yerden...Bir bakarsın hiç olmamışcasına silinmiş izi. Su gibi. Akar gider...

Geçti. Her iç çekişte boğulur gibi. Nefessiz...

Bir gün kara bir gün beyaz. Bazen günyüzüne emanet edip kendini, bazen gecelerde kaybolup giderek. Her gün başka bir bahaneye sığınarak geçti. Her sığınışında yine kendi yalnızlığına geri dönerek. Sevdiğin şarkıları tutarak geçti, sevmediklerindense nefret ederek...

Aynalardan başka yüzlere bakar gibi geçti. Başka yüzlerden kendini sakınıp saklar gibi. Sen sadece kendi içine çakan şimşektin oysa, yağamayan yağmur. Aniden bastıran kara kış, soğuk, kıyamet. Elini uzatıp da açamadığın, dönüp de arkanı kapatamadığın bir kapı aralığında geçti üşüyerek. Son-du bahar. Tekrar gelmedi.

Baka baka geçti avuçlarından kayıp gidenlere. Susa susa geçti kendine, ona, hayata, bildiklerine, bilmediklerine...Tutamadıklarına yana yana geçti. Tutulmayanlara sorgusuz sualsiz...İzini bıraka biraka, ağır ağır geçip de gidiverdi işte. İçine işlenenleri kimse bilmedi...

Bu kadar kolay mıydı diye sordu biri günün birinde. Kolaymış dedin. Hepsi hepsi bir göz yanılsamasıymış aslında. Sadece bir dil sürçmesiymiş. Bir yanlışlık olmuş mesela. Doğrusu kimmiş, nasılmış, nerdeymiş bilinmeyen. Gözünü kapatıp da gerçeklere, yalanlara sustuğunda geçiverdi...

Dilinin ucunda zamansız bir şarkı asılı kaldı sadece. Sözleri unutulmuş. Kimliksiz...

Yorum (yok) Yorum yaz!

BaZeN

Bazen tek bir cümlede takılıp kalıyorsun; virgüle ihtiyaç görülmemiş, noktası çoktan konmuş tek bir cümle. Her kelime çekip gidiyor yanından, her sözcük başka başka anlamlarda başka hayatlarda yer buluyor. Gün geceye dönüyor kaç kez, iklim değişiyor. Bildiklerin bilmediklerine yenik, sen bir orada bir burada, ne kendine, ne hayata sığmayan kimlikler yaşıyorsun. İçinde birikmiş ama bir türlü kuramadığın cümleler. Hep devrik kalıyor başkalarına sığınmak...

Sonra birden; ben benim diyorsun, akıyorsun zamana. Zamanda ağır aksak yaşamaya çalışıyorsun. Hangi sen içinin sindiği, hangisi koca bir tuzak, hangi sen sana hiç olmadığı/n kadar uzak hiç düşünmeden...

Bazen tek bir cümleye takılıp kalıyor işte hayat. Tek bir gecenin sabahı bekleniyor halihazırda, tek bir dokunuş tendeki, yüzdeki tek bir gülüş, tek bir bakıştaki göz, tek bir dildeki söz...Zaman işte tam da orada donup kalıyor. Sözcüklerin kalmıyor yeni cümleler kurmaya...Suskunluğun kendi içine bile sığamıyorken ne kadar da zor duyuluyor başkalarının sözlerinde fısıldanmak...

Sonra birden; ben kimim diyorsun, soruyorsun zamana. Zamanda o kaybettiğin kendini arıyorsun. Hangisi gerçekti, hangisi sadece bir düş, hangisi yüreğinden, aklından telafisi olmayan bir düş/üş hiç anlamadan...

Bazen...
Geçip gidiyor da herşey
Sen sadece bekliyorsun.
Aslında kendini;
Sadece kendini beklediğinin farkında olmayarak...

Yorum (yok) Yorum yaz!